Bektasilik, adini kurucusu olan Haci Bektas Veli'den almis, batini akidelere dayanan bir tarikattir. Benzeri tarikatlardan farki hemen hemen Türkiye'ye mahsus olusu, harsi, dili, duygusu ve edebiyatiyla Türk olusudur. Yeniceriler vasitasiyla Balkanlar'a Tuna eteklerine ve Arnavutluk'a kadar yayilmistir. Tarikata ilk dahil olanlar köylüler, yörükler ve göcebelerdi. Bektasiligin gelistigi sirada Anadolu'da baska tarikatlar da vardi. Ama bunlarin mensuplari fakir halktan degildi. Bektasi babalari ise halkin icinden yetismis kimseler sifatiyla daha cabuk taraftar bulmuslardir.

Tarikati Haci Bektas Veli kurmus oldugu halde, 1516'de (bazi kaynaklarda 1521) ölen Balim Sultan, Bektasi tarikatin ikinci kurucusu sayilmistir. Bektasilere göre tarikat Hz. Ali'den baslamis, Haci Bektas Veli'ye kadar uzananmistir. Bundan dolayi Peygamber hanedanina asiriligi varan bir sevgi gösterirler. Bektasiligin bir hususiyeti de, itikat ve ayin bakimindan pekgizli tutulmasidir. Bektasiler umumiyetle bes vakit namaz kilmazlar, hac gibi ibadetlere itibar etmezler. "Can"larin (müritlerin) kabulü icin yapilan "Ikrar ayinleri" vardir. Nefesli ve ilahil olan "ayin-i cem"leri meshurdur.

Bektasilik "Celebiler ve "Babaganlar" olmak üzere baslica iki kola ayrilmistir. Istanbul ve Arnavutluk'ta maruf olan "Babagan" koluydu. Bu kola mensup olan dervisler hic evlenmezlerdi. Dergahta ve zaviyelerde "tarik-i dünya" lar gibi yasarlardi.

Bektasilerin kiyafetleri de bir özellik tasirdi. Baslarina giydikleri tac bes türlüydü. Boyunlariina "teslim tasi" dedikleri on iki dilimli bir tas asarlardi.

Bektasilige girme bahsinde zamanla ve Bektasi kollarinda göre degisikliler yapilmistir. Bir deneme devresi geciren "can" tarikata alinmasi uygun görülürse "Pir evi" dedikleri dergahta esrarli bir tören tertiplenirdi.

Bektasilik, Yenicerileri sonradan sinirlari icine almistir. Bu yüzden Yenicerilere "Taife-i Bektasiyan" denilmistir. Tanzimat'tan sonra, 1826 temmuzunda Mahmut II 'nin de katildigi bir mecliste alinan kararla Bektasi tarikati ilga edilmistir. Tekkeler ve vakiflari hükümet adina müsadere, ileri gelen Bektasi babalari da idam edilmistir. Bektasiler daha sonra tekkelerini Naksi tekkesi adi altinda acarak Bektasi ayinlerine yeniden baslamislardir. Cumhuriyetin ilani üzerine bütün tarikat tekkeleri gibi, Bektasi tekkeleri de kapatilmistir.

Türk halk edebiyatinda pek cok Bektasi fikrasi ve hikayesi vardir. Bektasilerin Türkiye'nin gerek ictimai, gerekse siyasi tarihinde menfi bir rol oynadiklari söylenebilinir. Cogu Mevlevi olan padisahlar da Bektasiler'i pek tutmamislar, hatta bazilari, bu arada Mahmut II. haklarinda merhametsiz davranmistir.

Bektasi tekkelerinde canli bir halk edebiyati gelismis ve Türk halk siirinin güzel örnekleri ortaya konmustur. Bektasi musikisi de Türk dini musikisinin, tarikat musikisi bölümünde en seckin koludur. Bektasi "nefes" lerinin 200 kadari besteleriyle bugün elimizdedir. Bunlarin pek cogu kimin tarafindan bestelendigi bilinmemektetir. Bunlarin icinde musiki sanati bakimindan saheser sayilabilecek parcalar da vardir.



Buradaki bilgiler asagidaki kaynaktan alinip bazi eklemeler yapilmistir.

Kaynakca: Hayat, Kücük Ansiklopedi, Tifdruk Matbaacilik Sanayi A. S., Istanbul 1968